|
ÖZGEÇMİŞİM
:
1954 Kangal- Karamehmetli
köyü doğumluyum. 1976 yılında Ankara Belediyesi’nde memuriyete
başladım. 1978 yılında AİTİA Gazetecilik ve Halkla ilişkiler Y.O.nu bitirdim.
1984 yılında TSK Foto FİLM Merkezi ‘ne Senarist olarak atandım.2001 yılına kadar
süren bu görevim sırasında 100 ün üstünde TV tanıtım programı yazıp yönettim.Bu
programlardan bir tanesi İtalya’da yapılan uluslar arası bir yarışmada
birincilik aldı.Yine bu görevim sırasında OYAK’ın düzenlediği yarışmalı resim
sergilerinde iki yapıtım sergilenmeye değer bulundu. 2001 yılında emekli
oldum.Şimdi, bir bölümünü atölye haline getirdiğim Ankara’daki evimde resim
çalışmalarıma devam ediyorum.
KATILDIĞIM SERGİLER : 1992 Oyak Sanat
Galerisi : Oyak Resim Sergisi
1994
Oyak Sanat Galerisi : Oyak Resim Sergisi
2007
İlayda Sanat Galerisi : Çağdaş Sanatçılar Buluşması
Sergisi
SANATIM :
Ben figüratif bir ressamım.
Resimlerimde, yeryüzünün en dikkate değer varlığı olduğuna inandığım
insanı ve insan davranışlarını konu alırım . Çünkü insan, aklı ve
yetenekleri ile yeryüzündeki yaşama doğrudan müdahale
edebilen, onu kendi isteği doğrultusunda değiştirip, yeniden biçimlendirebilen
ve bunların sonucunda ortaya çıkan tüm gelişmelerin
vebalini taşıyan tek canlı varlıktır.
Evet, bana göre insanoğlu vebal
taşır. Hem de yeryüzündeki tüm canlıların vebalini. Çünkü egoistçe
yaptığı müdahalelerle yeryüzündeki doğal dengeyi bozan
ve tüm canlı yaşamı büyük bir tehlikenin eşiğine getiren sadece insandır.
Bu büyük bir vebaldir ve bu vebalin hesabını bir gün
mutlaka vermek zorunda kalacaktır.
İşte ben, yaptığım
resimlerle insanoğluna taşıdığı bu vebali hatırlatmak
istiyorum. Bununu da, tıpkı insanın doğaya yaptığı müdahale gibi ben de
onun doğal görünümüne müdahale edip biçimini bozarak yapıyorum. Bu yüzden insan
figürlerini duyu organlarından arındırıp soyut bir
yaklaşımla stilize ediyorum
Görüldüğü gibi, tuvallerimi
dolduran duyu organlarından arındırılmış soyut insan figürleri, yakın geleceğin
en hayati konusu olacağına inandığım “çevre kirliliğine “
dikkatleri çekme isteğimin resimsel bir ifadesi, görsel bir
dışavurumudur.
Figürlerim duyu organlarından
yoksun olduğu için duygu ve düşüncelerini sadece beden dilini
kullanarak ifade ederler. Bu yüzden önce, oval ve kavisli çizgilerle figürlere
hareket verip onlara beden dilini kullanmayı öğrettim. Sonra da
oluşturduğum kompozisyonlarda bu figürleri dinamik birer unsur olarak yan yana
getirip birbiriyle ilişkilendirerek bir ifade
bütünlüğü sağladım.
Aslında her biri bir
sembol, bir araç olan bu soyut figürler, oval yapıları ve
silindirik biçimleri ile Kübizmin kullandığı formlara yakındır. İlk dönem
çalışmalarımda figürlerimin birbirini kapatmadan tamamının resim
yüzeyinde görünmesini istediğim için Optizme yöneldim. Bu yüzden
saydam figürler çizdim. Daha sonra vazgeçtim.
Resimlerimin sağlam kompozisyon
örgüsü içinde oluşmasına dikkat ettim. Figürlerimi yerleştirirken kompozisyon
bütünlüğü içinde dengeli ve ölçülü dağılımına özen
gösterdim.
İri kütleleriyle resimlerimi
bezeyen bu figürler, desen tekniği açısından da oldukça sağlamdır. Stilize
edilmiş biçimleriyle bile insan formunu hakkıyla betimler ve hareketi tam olarak
verirler.
Renkçi bir anlayışa sahibim Fakat
renkleri spontane kullanmam. Desen ile birlikte önceden tasarlar ve her birine
ayrı bir anlam yüklerim.. Kompozisyonlarımı kurgularken
renklerin uyumlu bir şekilde yan yana gelmesine dikkat ederim. Böylece
kullandığım renkler, resmin bütünlüğü içinde ana temayı
güçlendiren bir rol oynarlar.
İlk dönemlerde bir miktar pastel
çalışmakla birlikte, genellikle yağlı boya kullandım. Boyanın resmin dokusu
içinde plastik olgunluğa ulaşmasına dikkat ettim. Deyim yerindeyse boyayı
pişirdim.
Boyama tekniği açısından ise daima
bağımsız hareket ederek değişik uygulamalara yöneldim.
Böylece ele aldığım konunun ana
temasına uygun yeni boyama biçimleri bulmaya çalıştım.
Nurettin ERDOĞAN
. |